Yazı Detayı
23 Nisan 2019 - Salı 11:45 Bu yazı 156 kez okundu
 
GÜLTEKİN SEREZLİ’NİN ARDINDAN.
Mehmet Ali Erdin
 
 

KALICI GÜZELLİKLERİ

ÖZGÜN KİŞİLİĞİ İLE ANMAKTAN

 GURUR, MUTLULUK DUYDUĞUMUZ

 *GÜLTEKİN SEREZLİ’NİN ARDINDAN..*

 

Önümde birkaç kâğıt

 Elimde bir kalem..

 Çok şey yazmak istesem de

 Yaşadığım acıya

 Yararsız olacağını bile bile

 Evet diyorum yazmak zorunluluğuma..

 

Çaresizliğin tek çaresi -boyun eğmek- oluyor çaresizliğimize..

 Göçüp gidenlerimizle kavuşamayacağımız hissi bizi de yaşayan ölü durumuna sokuyor..

 Tutuyorsa eliniz kalem, akıyorsa yüreğinizden sevgi ırmağına sözcükler,

 karışıyorsa gözyaşlarınız duygularınıza..

 Üzerindeki çiçekler solgun da olsa;

 Çiçekli bir duvar örüyor özlemleriniz..

 Artan yalnızlığınıza..

 

 ***

 

 Behçet Necatigil şiirinde:

 

"Yazmak başka oluyor

 Azalır yalnızlığım,

 Bu çizgiler de olmasa

 çıldırırdım."

 diyor ya, işte öyle..

 

 

 Gültekin Serezli ağabeyimiz vefat etmiş

Onunla ona ait beyefendilik, zariflik

 Halkla ilişkilerdeki seviye şirinliği

 Hitabetteki alımlılık, fikirlerindeki aydınlık

 Her türlü görsel sanatsal etkinliklere destek

 Arkadaş, dost, hüsn-ü kabul canlılığı

Güzellikler adına ne diyebileceksek..

 Hepsi onunla gitti..

 

Biz Zile’liler, o’nu çok sevmekle kalmadık

 Hep selamlaştık hep andık, kulaklarını çınlattık..

 Bu gün kötü çöktü içimize, hançer vurdu geçmişimize

 Yalnız, gül yüzlü güler yüzlü tekinsiz

Şiirleri, örnek tüzeleriyle yalnız kaldık..

 

Anıları, acısı, ona rahmet dileklerimizle

 Ömrümüz yettikçe anacağız

 Bir görünmez ateş düştü ki içimize

 Hep ona hasret kalacağız..

 -Mehmet Ali Erdin-

 19.4.2019 Cuma 17.23

***

 Ben, 1946 doğumluyum.. 1951 yılından itibaren adları kulağımı dolduran iki GÜLTEKİN’i vardı Zile’nin.. Birisi Altınyurt İlkokulu Başöğretmeni Mustafa Özdeğer (Öğretmen Bozkurt Bey)’in oğlu 1934 doğumlu Gültekin Özdeğer, diğeri Tüccardan Mehmet Şükrü Serezli Beyin büyük oğlu 1935 doğumlu Gültekin Serezli idi..

İkisi de çok yakışıklı, erkek güzeli, zekî, estetik değerleri yüksek saygın-sevimli delikanlılardı.. İkisi de aile dostluklarından kaynaşma arkadaşlardı. Gültekin Özdeğer 1957 yılında Zile’den İstanbul’a taşınmışlardı. Bir ömür iki Gültekin arasında selam getirip götüren olmuştum.. Gültekin Özdeğer 24.2.2011 Perşembe günü İstanbul’da vefat etti. Allah rahmet eylesin..

 

Gültekin Serezli babası Mehmet Şükrü Bey ile Zile ticaret yaşamına renk veren şık adımlarla hizmet sundular. Elektronik ev âletlerinden, genel adı ‘beyaz eşya’ olarak ünlenen buzdolabı- çamaşır makinesi grubu ile otomobil, kamyon ve traktör türlerinden ulaşım araçlarına kadar Zile’de hep ilk olan gereçlerin bayileri; öncü iş adamlarımızdılar..

 

Gültekin Serezli hep şık, alımlı, estetik –zarif tavırları yanı sıra pek de herkesin bilmediği sanatsal hobilerin adamıydı. Güzel konuşan, şiire meraklı ve şiir yazan, posta pulu koleksiyoneri olan kişiliğin adamı idi.. Bunlardan birisini hobi edinmiş kim varsa onu açılmaya, anlatmaya yönserdi..

 Doğum tarihi olan 1935 yılından itibaren basılan posta pullarının koleksiyonuna sahipti. İş Bankası Zile Şubesi Şef Yardımcısı Etem Özver de pul koleksiyoneri idi, bu konuda söyleşirlerdi.. Başka koleksionerler de olmalı ki Gültekin ağabey 1958 yılında pul koleksiyonerlerini ve bu hobiye özenenleri bir araya getirmek için Zile Filatelist kulübünü kurmuş..

Zile’de 1960 yılında Resim öğretmenimiz Fikret Tarhan öncülüğünde Zile Kültür Derneği’ni kurma çalışmaları sürdüren ekibin gönüllü öncüleri arasında Gültekin Serezli de vardı.. Bunun yanı sıra Şehir kulübü ve Turizm Derneği kurucu ekibinin içinde bulunduğunu da biliyoruz.

 Sinyal başlıklar altında kısa anılarla Gültekin Serezli ağabeyimi tanımlamaya çalışmak istiyorum.

 ***

 DUYGULULUK- DUYGUSALLIK!..

 Çoğu kez çoğu insanlar ‘duygusal’ olmakla ‘duygulu’ olmak arasındaki farkı fark edememiştir.. Duygusallık an meselesi, o an duyulan ve sonrasında pek önemsenmeyen içlenmelerdir. Geçicidir. İzi kalmaz.. Duygululuk; içten gelen ve hiç değer kaybetmeyen hislenmedir. Geçmez, gitmez, hep içimizde bizimle yaşar, kendini tekrar eder.. Gültekin Serezli hislerini *abartı olduğu sanısı oluşturmayacak* albenilikde, ağır, olgun kısa, çok kısa tümce ile ifade edebilen birisi idi.. Bunu da karşısındakini kendine yakın, seviyesine uygun görürse; [seviye deyince, yaratılış-türeyiş özelliği olarak söyledim.) samimiyetle ifade ederdi.

 

SOSYAL FAALİYETLER

 1960’lı 70’li yıllarda Zile’de faaliyet gösteren Ulus (sonraları Ulaş), Aykut, Saray sinemalarının ve Necmimuammer İlkokulu’nun dışında salon bulmak mümkün değildi.. Zile Kültür Derneği’nde, Turizm Derneği’nde bir etkinlik planı yapılırken, salon bulamamanın sıkıntısı yönetim kurullarını zor durumda bırakırdı. Saray Sinemasının olmadığı yıllarda giriş-çıkışı düz, balkonsuz ve kullanım alanı geniş oluşu bakımından en ideal yer Aykut Sineması idi.. Hava Mekanik Teknik Astsubaylığı’ndan emekli Mahmut Aykut Bey sinema seyredenlerinin çok olacağı Cumartesi-Pazar günlerini dernek- okul faaliyetlerine vermek istemese de, ses düzeni ve salon masraflarının karşılanması için sıkı pazarlık yapılsa da fazla direnmezdi.. Her konuda fedakâr teknik ve müteşebbis, öncü, toparlayıcı, emek-masraf özveri esirgemeyen çelebi insandı.. Faaliyet biter, beklenen gelir elde edilemez ve vaad edilen para verilemez olduğunda da ses çıkarmazdı..1970’li yılların başlangıcı ile yeni yapılan Belediye Sarayı’nın alt katında düğün salonu amaçlı bir salon da vardı. Sütun sayısı fazla olunca çağrılılar sütun arkalarında kalmak istemez, tiyatro-konser günlerinde en ön sıralarda yer almak isterler, mümkün olamayınca da sitem ederler, ilgililerle tartışmaktan geri kalmazlardı..

Günlerden 22.9.1972 Cuma günü -Zile Kültür Derneği’nin- davetli misafiri olarak İstanbul’dan Rüçhan Tolgay Tiyatro Topluluğu *Özel defile ve ‘Vış Ben Öldüm’ tiyatro oyunu için Zile’ye gelmişlerdi. Bu ekip sayesinde Zile ilk kez kabare tiyatrosu ile tanışacaktı. Yer Belediye düğün salonunu idi.. Konuklara yer göstermek için ekip içinde en çok ben ortada dolaşmak zorunda kalıyordum. Daha oturmadan, salonun elverişli olmadığını, yerleşimde kayırmacılık yapıldığını ısrarla söyleyenler içinde inatla tekrar eden ilkokul öğretmenim vardı. Eziliyor, haksızlık yaptığını söyleyemiyor, sinirlendiğimi de zor saklıyordum. Gültekin Serezli ağabeyim bunu fark etti, izledi, bir fırsatını yakalayıp bana gel üzülme dedi, köşeye çekti: “Tenkidi kolay/ Yapılması zor./ Sen bu işi gel/ Yapanlara sor.” Dedi.. Ağabey, oh be rahattın beni.. Bu şiir.. Kimin bu şiir? dedim.. Sonra söylerim, dedi.. Bırakır mıyım peşini.. Ertesi günden başlayarak birkaç gün gittim-geldim, öğrendim. Kendi şiiri imiş:

 

TENKİT

 Tenkidi kolay

 Yapılması zor.

 Sen bu işi gel

 Yapanlara sor.

 Bir iş gelmez elinden.

 Lafa gelince bol.

 Bilinç eksik değil dilinden.

 Hayal ettikçe bilinçleniyor.

 

Bir şey bilen

 Bilmez her şeyi

 Her şey bilen

 Bilmez hiçbir şeyi.

 

Boş saçmalıklarla

 Tutturmuş bir yol

 Böyle ukalalara

 Laf anlatmak zor.

 ****

 Evlerimiz yakındı, Bahçelievlerde bir sokak ötesi komşu idik.. Bir gün bankadan çıktım, mağazasının önünden geçerken iyi akşamlar dedim, bana: “İyi akşamlar, yaz bekârıyım, evde yalnızım, kulübe de gitmek istemiyorum akşam bize gel sohbet edelim” dedi.. Gittim, bana ikramlarda bulundu, ilk gençlik günlerinden, hobilerinden, şiirlerinden, tutkularından, Zile’nin, Zile’linin dışından dostluklarından söz etti.. Şiirlerini birlikte okuduk. Zile’ye görev icabı gelmiş-gitmiş çok önemsenecek kişilerden bazılarını anlattı.. Benim bilgi, tecrübe, hobi, estetik taraflarına dikkat kesildiğimi fark ettiği için beni Zile Şehir Kulübüne davet ettiği günlerde de anlatıyordu. Bunlardan birisi de Mete Şamilgil idi..

 

METE ŞAMİLGİL..

 Eczacı Mete Şamilgil: 1934 Mersin doğumlu. Babası Kafkas Mücahidi Şeyh Şamil'in torunlarından Ali Daim Nazım Şamilgil, annesi Ayşe Pakize Şamilgil'dir.

İlk ve orta öğrenimine, babasının memurluğu nedeniyle çeşitli il ve ilçelerde devam etti. Elbistan Ortaokulu (1948), İstanbul Haydarpaşa Lisesini bitirdi (1951). 1955'de İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesinden mezun oldu. Askerliğini yedek subay olarak yaptı. Dört yıla yakın İstanbul'da bir ilâç fabrikasında çalıştı. Levent semtinde Gül Eczanesini açtı (1962). Evli ve iki çocuk babasıdır. İlk şiirleri 1954'te yayımlandı. İstanbul, Yelken, Varlık ve Hisar dergilerinde şiirleri yer aldı. –Eserleri: Şiir: Gücengin Ayna (1960), Cumartesi Acıları (1969), Islak Çizgilerde (1969)

 Mete Şamilgil 1956-57 yıllarında Zile’de Eken’lerin eczahanesinde Mesul Müdürlük yapmış. Gültekin Serezli ile arkadaş olmuşlar. İkisi de aynı yaşın çocukları, ikisi de donanımlı.. İkisini birbirine yaklaştıran bilgi-kültür, şiirler ve şairlik taraflarının olduğunu söylemeden edemeyiz.. Senelik iznimi geçirmek üzere 1972 yılı Ağustos ayında İstanbul’da idim. 7.8.1972 Pazartesi günü [Gültekin Serezli ağabeyimin anlattıklarının etkisiyle ve verdiği (Gül Eczahanesi; 4.Levend/İstanbul) adresinde ziyaret ettim. Beni coşkuyla karşıladı, “Ne yapıyor o güzel delikanlı, dost adam Gültekin Serezli?” dedi, anlattım.. *Sizi öyle anlattı ki, ziyaretinize gelmek, sizi tanımak istedim. Dedim. Sohbet ettik, karşılıklı ezberimizden bir iki şiir okuduk. Bana -Gücengin Ayna (1960), Cumartesi Acıları (1969), Islak Çizgilerde (1969)- şiir kitaplarını armağan etti. Telefon görüşmelerimiz, özel günlerde karşılıklı yazışmalarımız sürdü, bunları Gültekin ağabeyime anlatmıştım. Bir telefonumda öğrendim ki: Eczacı Şairimiz Mete Şamilgil 1 Kasım 2015 Pazar günü vefat etmiş, -4 Kasım 2015 Çarşamba günü Karacaahmet Şakirin Camii'nde öğle namazını müteakip kılınan namazından sonra Karacaahmet'deki aile kabristanına defn'edilmiş.. Allah mekânını cennet eylesin..

 

*****

 YALNIZLIK TÜRKÜLERİ

 

Bir akşam vakti sular yanarken

 Seni kaçırıp uykularıma saklarım

 Düşler örerim ipekten uzun

 Seni yüz yıl o düşlere tutsaklarım

 

İn değil cin değil bir ulu sevgi

 Almış seni dev kollarına kim bilecek

 Kim alacak seni en uzun uykularımdan

 

Yollar kum sahil karanlık

 Sularda üç beş insan

 Çekilir onlar da biz geldiğimizde

 El ele uzaktan

 

Sonra iki kalbin cümbüşü başlar

 Kutup yıldızına yol almış

Sıcağa hasret

 Sonra sonra boşluğa uzanmalar

 

Bir akşam vakti sular yanarken

 Seni ucunda bekleyeceğim doğacak ayın

 Uzat uzat ellerini

 Ordayım.

-Mete Şamilgil-

 

YAĞMURLU ŞİİR

 Yağmur yağdı.

Şiir ıslandı.

Adam okudu.

 Gözleri ıslandı.

-Gültekin Serezli..

 ***

İyi de sizler gittiniz, sen gittin, biz ve gözlerimiz ne halde?..

 ÖZCESİ:

Sevmeyenine hiç rastlanılamayan beyefendi, dürüst, aydın, ilk ve şık girişimlerin, olumlu-zarif, çözümcü halkla ilişkilerin zarif temsilcisi, şahsiyet seviyesi, tanınma seviyesi yüksek çok değerli ağabeyimiz/bir ömür dostumuz Gültekin Serezli:

 Allah rahmet eylesin, mekânın cennet olsun. Ailenin, tüm yakınlarının, dostlarının senin sonsuzluğa uğurlanışından kaynaklanan acılarını paylaşıyor, baş sağlığı diliyorum.

 Devrin daim olsun, Yüce Allah'ımızın vatanımıza gönderdiği senin benzerin "Gültekin'leri" çok olsun..

 Aziz hâtıran, bıraktığın güzel izler; yaşadığımız sürece yüreklerimizde- gönüllerimizde pırıltısını sürdürecektir..

 Manevî huzurunda bitmez-tükenmez sevgi ve saygılarımla eğilirim..

–Mehmet Ali Erdin-

Ankara, 22.4.2019 Pazartesi 22.12

 
Etiketler: , GÜLTEKİN, SEREZLİ’NİN, ARDINDAN.,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı