Yazı Detayı
20 Eylül 2008 - Cumartesi 00:00 Bu yazı 20615 kez okundu
 
SELAM SANA ZİLE' m
Pervin Altuntaş Tekcan
mail@mail.com
 
 

Yakın çevrem bilir, günlük konuşma içinde çok fazla atasözü ve deyim kullanırım. Bu benim kültürümün bir özelliğidir. Aslında... Zile kültürümün...Yine söze böyle başlayacağım: "Kırk çarşambam bir araya geldi". Orhan Bey arayıp bir yazı istediğinde sevindim, "Bugün elimde olmalı" dediğinde endişelendim... Endişem, hem sizlere Zile tadında biryazı okutma isteğidir; hem de Zile bir nehirdir, denizlere okyanuslara açılan bir nehir benim için, hangi noktasından suya girsem bilemem...

Sene 1972, çocuklarda hizmetçi kıyafeti moda. Hayrioğlu Bey amca getirmiş dükkânına renk ,renk; ama annem bana almıyor. Elinden dikiş geliyor ya. İnat aynısını yapacak. Aslında cimri değil ama, yapabileceği bir şey için kolaya kaçmak istemiyor besbelli. Beş yaşındayım; gidiyorum Hayrioğlu bey amcaya, "Annem bu elbiseden iki renk istedi" diyorum. Para sormuyor ve işte Zile bunun için esnafıyla ünleniyor.

Sene 1985, amca oğlum evleniyor. Bir tek orkestrası var şehrimizin. Genç çift ilk dansta, çalan parça: "Beyaz gelinliği giymiş üstüne / Ne güzel yakışmış esmer tenine/Yarimi ellere gelin etmişler". Damat bey durduruyor:"Tamam tamam, bize dans lazım değil, söyle Çukurpınar taşlarını da, suya sabuna dokunmayıp oynayalım". Kıvrak zekâsıyla ünleniyor memleketim...

Sene 1987, üniversiteden bir arkadaşım misafir geliyor, Özbakır amcadan bir ayakkabı beğeniyor, alıyor ve borcunu soruyor. "Abla, Necati Abi (Babam) kızar; misafirden para alınmaz" cevabını alıyor. İşte benim misafirperver, adap bilen hemşehrim...

Ağabeyimle biniyoruz taksiye. "Eve" diyor ama şoför evi bilmiyor, ağabeyim tarif ediyor, ulaşıyoruz menzile, şoför kızgın: "Abi, Hüseyin Tekcan'ın evinin karşısı desene getirelim!" diyor, gayet tecrübeli, kendinden emin "İyi de ben Hüseyin Tekcan" demiyor ağabeyim. Özür dileyip iniyoruz arabadan, gülerek giriyoruz bahçeye... İşte benim adresleri kesin memleketim.

Yazları geliyorum, anneannem bütün torunlarına bir şeyler verip göndermek istiyor. Teyze çocuklarım onu yormamak için, kabul etmek istemiyor. Bense biliyorum; o, yaptığı her şeyi vererek, işe yaradığını hissetmek ve takdir görmek arzusunda. Ne vermek isterse, tamam diyorum. En son "Kuru nanem de var, ilk kesim vereyim mi?" diyor. "Verrr" diyorum. O da bana "Vıyh, anam!... Sen de hiç bişeye hayır demiyon!" diyor. İşte benim doğru bildiğini söyleyen, sözünü esirgemeyen güzel yaşlılarım...

Kırk çarşamba dedim başladım söze ve kırk çarşambadan dem vurdum... Gönlümün coşkusu böyle düştü bugün kaleme. Yazı sonunun son sözü sizindir, söylenmemiş olan... Ve benim memleketim insanının bilirim hep vardır bir son sözü... Kötüyse son sözünüz, AĞZINIZDAN ÇIKSIN KOYNUNUZA GİRSİN!!!

 Bu yazi Cagilti dergsini son sayısından alinmistir/

 
Etiketler: arsiv
Yorumlar
Diğer Yazılar
Öne Çıkanlar
HULUSİ SEREZLİ' nin TÜM MAKALELERİ
Ulusal Gazeteler
En Çok Okunanlar
Yazarlarımız
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
33
29
3
3
10
16
2
Galatasaray
32
34
4
2
10
16
3
Beşiktaş
30
28
2
6
8
16
4
Kayserispor
30
25
2
6
8
16
5
Fenerbahçe
29
31
2
5
8
15
6
Trabzonspor
28
32
4
4
8
16
7
Göztepe
27
28
4
3
8
15
8
Bursaspor
24
27
6
3
7
16
9
Sivasspor
23
21
7
2
7
16
10
Kasımpaşa
19
24
7
4
5
16
11
Akhisarspor
19
20
7
4
5
16
12
Yeni Malatyaspor
19
20
7
4
5
16
13
Alanyaspor
18
27
8
3
5
16
14
Osmanlıspor FK
14
23
10
2
4
16
15
Antalyaspor
14
16
8
5
3
16
16
Atiker Konyaspor
14
15
9
2
4
15
17
Gençlerbirliği
13
19
9
4
3
16
18
Kardemir Karabükspor
8
13
11
2
2
15
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv